DÜNYA DOKTORLARI UYARIYOR:
“SURİYE’DEKİ SİYASİ GEÇİŞ SÜRECİNİN, ACİL BİR İNSANİ YARDIM SEFERBERLİĞİ OLMADAN BAŞARIYA ULAŞMASI MÜMKÜN DEĞİL”
SAVUNUCULUK POLİTİKA ÖZETİ
AMAÇ VE HEDEF KİTLE
Bu savunuculuk bildirisi; başta bağışçı kuruluşlar, Birleşmiş Milletler ajansları ve insani yardım aktörleri olmak üzere uluslararası topluma hitaben hazırlanmıştır. Bildirinin amacı, Suriye’nin içinden geçtiği siyasi geçiş sürecindeki acil insani ve sağlık önceliklerine dikkat çekmek; yaşam koşullarının daha da kötüleşmesini önlemek adına derhal, koordineli ve yeterli finansmana sahip bir eylem çağrısında bulunmaktır.
İstanbul, 25 Aralık 2025
GİRİŞ: SİYASİ GEÇİŞ SONRASI YEŞEREN UMUT VE DEVAM EDEN ZORLUKLAR
2024 yılının Aralık ayında Suriye’de gerçekleşen siyasi geçiş süreci; istikrar, 14 yıl süren savaş sonrası iyileşme ve onurlu bir gelecek arzulayan Suriyeliler arasında yenilenmiş ancak temkinli bir iyimserlik duygusu yarattı. Yıllardır devam eden çatışmaların ardından pek çok kişi, bu değişimin daha fazla istikrarın, temel hizmetlere erişimin ve hayatı yeniden inşa etme olanaklarının önünü açacağını umuyordu. Ancak bu beklentilere rağmen, Dünya Doktorları tarafından ülkenin birçok bölgesinde yürütülen “çok sektörlü ihtiyaç analizleri”, insani koşulların kötüleşmeye devam ettiğini ve bazı bölgelerde kritik seviyelere ulaştığını ortaya koymaktadır. Bulgular tutarlı bir tablo çizmektedir: Hane halkları artan zorluklarla, çöken temel hizmetlerle ve daralan insani yardım kapsamıyla karşı karşıyadır; özellikle sağlık sistemi ciddi bir baskı altındadır.
Yıllarca süren çatışmalarla zaten yıpranmış olan Suriye’nin sağlık altyapısı; idari parçalanma, tedarik zincirindeki istikrarsızlık ve yetersiz kaynakların getirdiği ek baskılar altında mücadele etmektedir. Birçok sağlık tesisi kısmi kapasiteyle çalışmakta ya da kapanmak zorunda kalmakta; halkın ihtyaç duyduğu temel ilaçlar, tıbbi ekipman ve eğitimli sağlık personeli eksikliği giderek yaygınlaşmaktadır. Anne ve çocuk sağlığı, bulaşıcı hastalıklar, kronik hastalık yönetimi, psikolojik sağlık, beslenme ve acil bakımla ilgili ihtiyaçlar hızla artmaktadır.
Suriye’nin araştırmaya konu olan tüm bölgelerinde ücretsiz sağlık hizmetleri artık büyük ölçüde yalnızca sivil toplum destekli birinci basamak sağlık tesisleri aracılığıyla sağlanabilirken, kamuya ait sağlık merkezleri ciddi eksikliklerle faaliyet göstermektedir. Özel sağlık hizmetleri ise aşırı maliyetli olmalarından dolayı pek çok kişi için erişilemez durumdadır. Özellikle kronik hastalıklar için hayati önem taşıyan ilaçlar giderek daha ulaşılamaz hale gelmekte olup, birçok bölgede hanelerin %45 ile %70’i ücretsiz ilaca erişimlerinin olmadığını bildirmektedir.
Eş zamanlı olarak, ülke genelinde kendiliğinden ve zorunlu geri dönüş hareketleri hızlanmaktadır. Dünya Doktorları’nın saha çalışmaları, yerinden edilmiş Suriyelilerin artan bir kısmının önümüzdeki 6-12 ay içinde geri dönmeyi planladığını göstermektedir. Ancak bu geri dönüşler genellikle sağlık altyapısının yok olduğu, tıbbi personelin az bulunduğu ve ilaçların mevcut olmadığı bölgelere yapılmaktadır. Sağlık hizmetlerine gerekli yatırımlar yapılmadığı takdirde, bu geri dönüşler zaten aşırı yüklenmiş olan sistem üzerinde sürdürülemez bir baskı yaratacak, bu da artan ölüm oranlarına, salgın riskinin yükselmesine ve daha ileri düzeyde sistemsel bir çöküşe yol açacaktır.
Yeni siyasi düzen altında Suriye halkında yeniden yeşeren umut, ancak acil, koordineli ve yeterli finansmana sahip insani yardım ve sağlık müdahaleleri ile somut iyileşmelere dönüştürülebilir. Sahadan elde edilen kanıtlar tek bir noktayı şüpheye yer bırakmayacak şekilde netleştirmektedir: Uluslararası toplumun kararlı desteği olmadan kriz derinleşmeye devam edecek ve milyonlarca insanı hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları temel sağlık ve koruma hizmetlerinden yoksun bırakacaktır.
SURİYE’DEKİ SİYASİ GEÇİŞ SÜRECİ, YILLARDIR İHMAL EDİLEN TEMEL HİZMETLERİ ONARMAK İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT SUNUYOR. ANCAK SAĞLIK SİSTEMİ ACİLEN GÜÇLENDİRİLMEZSE, BUGÜN ATILABİLECEK ADIMLARLA ÖNLENEBİLECEK ACILAR MİLYONLARCA İNSAN İÇİN DEVAM EDECEK. BU YÜZDEN BİRLİKTE VE KARARLILIKLA HAREKET ETMEMİZ GEREKİYOR. İNSANLARIN ULAŞABİLDİĞİ SAĞLIK HİZMETLERİ, İLAÇLARIN GERÇEKTEN ERİŞİLEBİLİR OLMASI VE TEMEL İHTİYAÇLARI KARŞILAYACAK SOSYAL KORUMA İLE BESLENME DESTEĞİ OLMADAN BU SÜREÇ İLERLEYEMEZ.
DÜNYA DOKTORLARI KURUCU BAŞKANI
SURİYELİ YETKİLİLER VE SURİYE HALKIYLA BİRLİKTE, BU GEÇİŞİN İNSANLARIN HAYATLARINDA GERÇEK BİR FARK YARATMASI İÇİN ULUSLARARASI TOPLUMU DERHAL HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ.
SAĞLIK SİSTEMİ AŞIRI BASKI ALTINDA
14 yıllık savaşın ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışan Suriye’de sağlık sisteminin kırılganlığı göz ardı edilemeyecek bir gerçeklik olarak ortaya çıkıyor. Dünya Doktorları’nın ülkenin kuzeybatısında, özellikle Halep ve İdlib’te yaptığı ihtiyaç analizleri; aşırı yüklenmiş birinci basamak sağlık merkezlerini, temel ilaçların eksikliğini, sınırlı teşhis kapasitesini ve insani yardım hizmetlerine olan yüksek bağımlılığı vurgulamaktadır.
Suriye’nin orta kesiminde, Hama ve Humus’ta gerçekleştirilen değerlendirmeler sağlık hizmetlerindeki çöküşün boyutunu gözler önüne sermektedir: İnsanların %15’i hiçbir sağlık hizmetine erişemezken, %62’si hizmetlere ancak aralıklı olarak erişebilmektedir.
Hastalıkların teşhisi için gerekli hizmetlere erişim oldukça kısıtlı durumdadır: Raporun kapsadığı bölgelerdeki nüfusun %64’ü röntgene, %52’si laboratuvar testlerine erişememekte ve neredeyse yarısı psikolojik sağlık hizmetlerine ulaşamamaktadır.
İlaç kıtlığı, raporun kapsadığı tüm vilayetleri etkilemektedir. Hama ve Humus’ta %50’lik bir kesim ücretsiz ilaca ulaşamadığını bildirirken, %16’sı reçeteli ilaçları hiçbir şekilde satın alamamaktadır. Tartus ve Lazkiye’de neredeyse tüm aileler hastalıkları için gerekli ilaçları tamamen kendi imkanlarıyla alabilmekte, bu da hane halkının ekonomik yükünü daha da derinleştirmektedir.
Dera’da da benzer modeller ortaya çıkmakta; kronik hastalar insülin, kalp ilaçları ile hipertansiyon ve diyabet için gerekli temel ilaçlara erişimde zorluk yaşadıklarını bildirmektedir. Tartus ve Lazkiye’de kamu tedarikindeki boşluklar nedeniyle haneler ezici bir çoğunlukla özel eczanelere yönelmekte ve neredeyse tüm aileler ilaçları kendi imkanlarıyla ücret ödeyerek satın almaktadır.
Kuzeybatı Suriye’de hanelerin %70’i ücretsiz ilaçlara erişemediğini belirtmekte ve fon kesintileri şimdiden sağlık tesislerinin kapanmasına neden olmaktadır; bu oran Halep’in Afrin ilçesinde %65’e kadar ulaşmaktadır. Bu kapanmalar tehlikeli bir eğilimi işaret etmektedir: İnsani yardım ve sağlık sistemi ihtiyaçların artış hızından daha hızlı küçülmekte, tüm toplulukları önlenebilir hastalıklara ve tedavi edilmeyen kronik rahatsızlıklara doğru itmektedir.
Bu bulgular; sağlık hizmetlerine erişimin eşitsiz olduğu, hizmetlerin birçok kişi için karşılanamaz hale geldiği ve yeterli kamu sağlığı finansmanının olmamasının haneleri giderek daha derin zorluklara ittiği bir ulusal sağlık tablosuna işaret etmektedir.
ANNE VE ÇOCUK SAĞLIĞI: İHMALİN BEDELİ
Dünya Doktorları’nın sahadan ettiği verilere dayanan çok sektörlü ihtiyaç analizi serisindeki anne ve yenidoğan sağlığı göstergeleri kritik boşlukları ortaya koymaktadır.
Hama ve Humus’ta gebeliklerin %26’sı düşük veya ölü doğumla sonuçlanmaktadır ki bu, tüm değerlendirmelerdeki en endişe verici bulgulardan biridir. Oranlar, saha araştırmasının yürütüldüğü diğer bölgelerde de benzer şekilde yüksek: Halep ve İdlib’i kapsayan kuzeybatı Suriye’de bu oran %32 iken Dera’da %23. Bu oranlar, etkili bir şekilde işleyen sağlık sisteminin karakteristikleriyle bağdaşmayan ve ülke çapına yayılan ciddi bir üreme sağlığı krizine işaret etmektedir.
Bununla birlikte değerlendirmeye alınan bölgelerde bebek sağlığı da risk altındadır: Yüksek aşılama oranlarına rağmen, Suriye’nin orta kesiminde bebeklerin %30’u geçtiğimiz yıl içinde hiçbir tıbbi kontrolden geçmemiştir. Emzirme yaygın olsa da, annelerin %46’sı genellikle süt yetersizliği ya da bebek maması fiyatlarının yüksekliği nedeniyle beslenme güçlükleriyle karşılaşmaktadır.
Suriye’nin sahil bölgeleri olan Lazkiye ve Tartus da benzer kırılganlıklar göstermektedir: Yeni annelerin üçte ikisi doğum sonrası bakım alamamakta, bu da yenidoğanları ciddi sağlık riskleriyle karşı karşıya bırakmaktadır.
Güçlendirilmiş obstetrik ve neonatal bakım sistemleri, iyileştirilmiş beslenme hizmetleri ve tutarlı medikal takipler olmadan, anne ve çocuk ölüm oranları kabul edilemez derecede yüksek kalmaya devam edecektir.
BESLENME VE GIDA GÜVENLİĞİ: ÇOCUKLAR İÇİN KÖTÜLEŞEN KOŞULLAR
Gıda güvencesizliği tüm illerdeki haneleri etkilemektedir. Hama ve Humus’ta hanelerin %35’i geçtiğimiz hafta yiyecekten ya da yeterli gıdayı satın alacak ekonomik koşullardan yoksun kalmış; küçük çocuğu olan hanelerin %69’u gıda miktarının yetersiz olduğunu bildirmiştir.
Bölgede özellikle beş yaş altı çocuklar için beslenme çeşitliliği oldukça zayıf durumdadır. Tartus ve Lazkiye’de haneler öğün sıklığının azaldığını ve gıda fiyatlarının hızla arttığını, bu durumun aileleri borçlanmaya ve gayriresmî sosyal destek mekanizmalarına bel bağladığını bildirmektedir. Ülkenin kuzeybatı bölgesi genelinde yerinden edilme koşulları, çeşitli ve besleyici gıdaya erişimi daha da sınırlamaktadır.
Terapötik (tedavi edici) beslenme hizmetlerine erişim ülke genelinde yetersizdir: Hanelerin sadece %8’i Kullanıma Hazır Terapötik Gıdalara (RUTF) ve %34’ü Kullanıma Hazır Ek Gıdalara (RUSF) erişebilmektedir. Gıda yardımı kapsamı son derece düşük kalmaktadır.
Bu bulgular; beş yaş altı çocukları, hamile kadınları ve kronik hastaları tehlikeye atan bir beslenme ortamını gözler önüne sermektedir. Bu minvalde önceliklendirilmiş destek sağlanmadığı bir durumda, özellikle nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu yerinden edilme bölgelerinde akut yetersiz beslenme riski artacaktır.
ÜLKE ÇAPINDA BİR ACİL DURUM OLARAK RUH SAĞLIĞI VE PSİKOSOSYAL İYİLİK HALİ
Ülke genelinde psikolojik sıkıntılar yaygın olmaya devam etmektedir. Hama ve Humus’ta %56 oranında psikolojik sıkıntı bildirilirken, Suriye’nin sahil bölgelerinde yetişkinlerin yarısından fazlası anksiyete, uykusuzluk ya da depresif belirtiler yaşamaktadır. Buna rağmen profesyonel ruh sağlığı desteğine erişim son derece kısıtlı olmaya devam etmektedir. Suriye’nin orta kesiminde nüfusun sadece %5’ten azı psikososyal destek hizmetlerine erişebilmektedir ve benzer eğilimler değerlendirilen diğer tüm bölgelerde de görülmektedir.
Kuzey Suriye’de yetişkinlerin %66’sı psikolojik sıkıntı bildirirken, ruh sağlığı hizmetlerinin neredeyse hiç olmaması nedeniyle bölgedeki bireyler profesyonel desteğe erişememektedir. Sınırlı farkındalık, ekonomik engeller, damgalanma (stigma) ve psikolojik sağlığa dair hizmetlerin eksikliği, destek arama oranlarının son derece düşük olmasına katkıda bulunmaktadır. Bunun yanısıra ülkenin 14 yıl yaşadığı savaş, çatışma, yerinden edilme, ekonomik çöküş ve siyasi geçiş sürecinin yarattığı belirsizlik ortamının yarattığı büyük travma, psikolojik sağlık koşullarını ağırlaştırmaktadır. Kapsamlı ve topluluk temelli ruh sağlığı ve psikososyal destek hizmetleri olmadan, psikolojik sağlığa dair yük uzun süreli dönemde daha da derinleşecektir.
İNSANİ ERİŞİM VE GERİ DÖNÜŞÜN ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Suriye’de insani yardımın kapsamı keskin bir şekilde azalmaktadır. Suriye’nin orta kesiminde hanelerin yalnızca %3’ü herhangi bir gıda kolisi ya da nakdi yardım aldığını bildirmektedir. Tartus ve Lazkiye’de %95’lik bir kesim hiç insani yardım almamakta; bu da geleneksel olarak “savaştan daha az etkilenmiş” olarak algılanan bölgelerin artık artan ve karşılanamayan ihtiyaçlar yaşadığını göstermektedir.
Dera’da hanelerin sadece %7’si yakın zamanda insani yardım aldığını bildirirken, Kuzey Suriye’nin kentsel alanlarında yapılan değerlendirmeler neredeyse hiç gıda ya da geçim kaynağı desteği bulunmadığını ortaya koymuştur. İnsani yardım fonlarındaki kesintiler, tüm bölgelerde artan hastalıklara, ölümlere ve istikrarsızlığa doğrudan katkıda bulunmaktadır.
Koruma hizmetleri ise araştırmaya konu olan bölgelerin tümünde neredeyse hiç yoktur.
Bununla birlikte, Suriye içinde yerinden edilmiş kişilerin memleketlerine geri dönme konusundaki niyetleri belirsizliğini korumaktadır: Hama ve Humus’taki yerinden edilmiş hanelerin %37’si geri dönme isteği belirtirken; güvenlik endişeleri (%62), ekonomik engeller (%54), yıkılan konutlar (%64) ve temel hizmetlerin eksikliği güvenli ve gönüllü geri dönüşü engellemektedir. Siyasi geçiş, Suriye halkında önemli bir umut yaratmış olsa da, ailelerin hayatlarını yeniden inşa edip edemeyeceğini belirleyen yapısal engelleri henüz çözememiştir.
SAĞLIKTA İŞ GÜCÜ KAYBI VE YETKİNLİK AÇIKLARI ACİL ÖNLEM ALINMASINI ZORUNLU KILIYOR
Değerlendirme yapılan bölgelerin tamamında topluluklar; kronikleşen tıbbi uzman eksikliğini, özel hekimlere zorunlu bağımlılığı ve kamu sağlık tesislerindeki ciddi donanım yetersizliklerini sürekli olarak dile getirmektedir. Laboratuvar, röntgen, ultrason ve acil servisler dâhil olmak üzere tanı ve teşhis hizmetlerindeki derin boşluklar, sağlık hizmetlerine erişimi daha da zayıflatırken; ruh sağlığı ve psikososyal destek alanındaki son derece sınırlı kapasite, krizin en görünmez ancak en ağır sonuçlarından biri olarak öne çıkmaktadır.
Suriye’nin sağlık sisteminin yeniden ayağa kaldırılması, yurt dışındaki nitelikli Suriyeli sağlık profesyonellerinin geri dönüşünü ya da uzaktan katkı sunmalarını mümkün kılan mekanizmaların acilen hayata geçirilmesini; sahadaki sağlık çalışanlarının hedefli ve sürdürülebilir eğitimlerle desteklenmesini; sağlık tesislerinin rehabilite edilmesini ve temel ilaçlara yönelik tedarik zincirlerinin onarılmasını kapsayan kapsamlı ve acil bir sağlık iş gücü stratejisini zorunlu kılmaktadır.
SONUÇ: “SİYASİ GEÇİŞ TEK BAŞINA SURİYE HALKININ İNSANİ İHTİYAÇLARINI ÇÖZEMEZ”
Suriye genelinde bulunan sağlık merkezleri aracılığıyla doğrudan saha varlığı ve “2025 Çok Sektörlü İhtiyaç Analizleri” ışığında Dünya Doktorları, artık görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir tabloya işaret etmektedir: Siyasi geçiş süreci, Suriye halkı için daha iyi bir geleceğe dair umutları yeniden çok güçlü bir şekilde yeşertmiş olsa da, sahadan toplanan kanıtlar yaşam şartlarının ve insani koşulların ülke genelinde hızla kötüleşmeye devam ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Ülkedeki sağlık sistemi çöküşün eşiğindedir: Temel sağlık hizmetlerine erişim ciddi biçimde kısıtlanmış, gıda güvencesizliği derinleşmiş, anne ve çocuk sağlığı göstergeleri alarm verici düzeylere gerilemiş ve ruh sağlığı ile psikososyal destek ihtiyaçları dramatik biçimde artmıştır. Buna karşın, insani ihtiyaçlar hızla tırmanırken Suriye’ye yönelik insani yardım giderek azalmakta; bu durum milyonlarca insanı önlenebilir acılarla, hastalıklar ve yoksunlukla baş başa bırakmaktadır.
ULUSLARARASI TOPLUM; DURUMUN DAHA DA KÖTÜLEŞMESİNİ ENGELLEMEK VE SİYASİ GEÇİŞ SÜRECİNİ SURİYE HALKININ YAŞAM KOŞULLARINDA SOMUT VE KALICI BİR İYİLEŞMEYE DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN GECİKMEKSİZİN VE KARARLILIKLA HAREKETE GEÇMELİDİR.
- •Dünya Doktorları; donör devletleri ve kuruluşları, Birleşmiş Milletler ajanslarını ve insani yardım ortaklarını, Suriye genelinde birinci basamak sağlık hizmetlerini yeniden inşa etmeye ve sürdürülebilir biçimde finanse etmeye, temel ilaçlara, teşhis/tanı hizmetlerine ve hayat kurtaran bakıma eşit, ücretsiz ve kesintisiz erişimi güvence altına almaya davet etmektedir. Sağlık sisteminin güçlendirilmesi, siyasi geçişin bu kritik aşamasında önlenebilir hastalık ve ölümleri engellemenin ön koşuludur.
- •Anne ve yenidoğan ölümlerindeki artışı tersine çevirmek için, acil obstetrik bakım, uzman doğum refakati ve kapsamlı doğum sonrası izlem dâhil olmak üzere anne ve yenidoğan sağlığı hizmetlerinin derhal ve kapsamlı biçimde genişletilmesi çağrısında bulunuyoruz. Yüksek gebelik kayıpları ve yenidoğan bakımındaki ciddi boşluklar, acil ve hedefe yönelik yatırımların ertelenemez olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
- •Dünya Doktorları, donörleri, özellikle küçük çocuklar, hamile ve emziren kadınlar ile gıda güvencesizliği yaşayan haneleri önceleyerek gıda ve beslenme yardımlarını artırmaya çağırmaktadır. Ülkenin birden fazla bölgesinde artan yetersiz beslenme riski, hem acil hayat kurtaran müdahaleleri hem de toplum temelli önleyici programları zorunlu kılmaktadır.
- •Yaygın ve derinleşen psikolojik sıkıntılara yanıt vermek için, toplum temelli ruh sağlığı ve psikososyal destek hizmetlerinin acilen önceliklendirilmesi gerekmektedir. Bu hizmetlerin birinci basamak sağlık sistemine entegre edilmesi ve etkin sevk mekanizmalarının kurulması, uzun vadeli iyileşme ve toplumsal dayanıklılık açısından kritik önemdedir.
- •Dünya Doktorları; insani yardım kapsamının kritik düzeyde düşük kaldığı, kronik olarak yetersiz hizmet alan ve daha önce erişilemeyen bölgelerde insani erişimin yeniden tesis edilmesi ve operasyonel kapasitenin güçlendirilmesi yönünde yenilenmiş ve somut taahhütler talep etmektedir.
- •Son olarak, donör devletleri ve uluslararası kuruluşları geçim kaynaklarının desteklenmesine, barınma koşullarının rehabilitasyonuna ve güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşü mümkün kılacak çerçevelere yatırım yapmaya çağırıyoruz. Ekonomik güvenlik, yeterli barınma ve temel hizmetler yeniden sağlanmadan, Suriye’de sürdürülebilir bir iyileşmeden söz etmek mümkün değildir.
Suriye’deki siyasi geçiş tarihi bir dönüm noktasını temsil etmektedir; istikrar, iyileşme ve yeniden kazanılan onurun artık ulaşılabilir göründüğü nadir bir fırsat sunmaktadır. Ancak bu fırsat, kararlı ve gecikmeksizin hayata geçirilecek bir insani taahhütle desteklenmediği takdirde hızla zayıflayacaktır. Uluslararası toplumdan sürdürülebilir, esnek ve yeterli ölçekte bir insani müdahale gelmediği sürece, bugün karşılanmayan ihtiyaçlar yarının derinleşen krizlerine dönüşecek; Suriye halkının uzun süredir talep ettiği güvenli, onurlu bir yaşam ve adil bir gelecek ihtimali ciddi biçimde aşınacaktır.
REFERANSLAR
- Dünya Doktorları/Médecins du Monde Türkiye (2025) “Multisectoral Needs Assessment: Syria After the New Order: Quo Vadis? – IV”, November 2025. Retrieved from: https://dd.zeisoft.com/en/publication/multisectoral-needs-assessmentsyria-after-the-new-order-quo-vadis-ivnovember-2025/
- Dünya Doktorları/Médecins du Monde Türkiye (2025) “Multisectoral Needs Assessment: Syria After the New Order: Quo Vadis? – III”, October 2025. Retrieved from: https://dd.zeisoft.com/en/publication/multisectoral-needs-assessmentsyria-after-the-new-order-quo-vadis-iiioctober-2025/
- Dünya Doktorları/Médecins du Monde Türkiye (2025) “Multisectoral Needs Assessment: Syria After the New Order: Quo Vadis? – II”, September 2025. Retrieved from: https://dd.zeisoft.com/en/publication/multisectoral-needs-assessment-syria-after-the-new-order-quo-vadis-ii-september-2025/
- Dünya Doktorları/Médecins du Monde Türkiye (2025) “Multisectoral Needs Assessment: Syria After the New Order: Quo Vadis? – I”, June 2025. Retrieved from: https://dd.zeisoft.com/en/publication/multi-sectoral-needs-assessment-syria-after-the-new-order-quo-vadis-i-june-2025/
- Dünya Doktorları/Médecins du Monde Türkiye (2025) “Intentions of IDPs in Northwest Syria to Return to Their Hometowns”, February 2025. Retrieved from: https://dd.zeisoft.com/en/publication/needs-assessment-intentions-of-idps-in-northwest-syria-to-return-to-their-hometowns/
BASIN İLETİŞİM
-
ONURHAN PEHLİVANOĞLU
Kıdemli İletişim Sorumlusu, Dünya Doktorları/Médecins du Monde Türkiye
onurhan.pehlivanoglu@dunyadoktorlari.org.tr // +90 533 379 18 24